• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/profile.php?id=61559805162069
  • https://www.twitter.com/izgedernegi
  • https://www.instagram.com/izgeengellidernegi

Ancak birlikte başarabileceğimiz projeler için ⇒⇒ Bağış Yap

 

2026 yılının; sağlık, huzur ve başarıyla dolu, öğrenmenin ve gelişmenin hiç durmadığı etkin katılımlı bir yıl olması, aynı heyecan ve motivasyonla, kapsayıcı toplum için birlikte yol yürümeye devam etmemiz dileğiyle. Mutlu yıllar dileriz!

Bugün Günlerden...

Çocuklar için Hesap Verebilirlik, Haklar için Savunuculuk (ACAR) Projesi

Türkiye Çocuk Koruma Sisteminde Yapısal Reform ve Mevzuat Dönüşümü
​Bu rapor, Türkiye’deki çocuk koruma sisteminin ve özelinde koruyucu aile modelinin mevcut durumunu; anayasal ilkeler, uluslararası taahhütler ve sahadaki uygulama dinamikleri ışığında analiz etmektedir. İnceleme sonucunda ulaşılan temel kanaat; sistemin anayasal düzeydeki güçlü normatif zeminine rağmen, "sosyal hizmet özerkliği" ile "yargısal bürokrasi" arasındaki yapısal uyumsuzluk nedeniyle kronik bir işlevsel tıkanıklık yaşadığıdır.
​1. Sistemsel Krizin Teşhisi: Yapısal Çelişkiler
​Türkiye, 2010 Anayasa değişikliği ile "çocuğun üstün yararı" ilkesini en üst hukuk normu haline getirmiş olsa da, 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) ile kurgulanan mevcut yapı iki temel paradoks üretmektedir:
​Yargısal Hantallık vs. Dinamik Müdahale: Çocuğun hayatını doğrudan etkileyen ve yüksek uzmanlık gerektiren sosyal hizmet süreçleri, hantal yargı takvimlerine ve şekilsel hukuk usullerine hapsedilmiştir. Bu durum, sistemin çocuk odaklı çevikliğini yok ederek, profesyonel bir "Sosyal Hizmet" müdahalesini, statik bir "Sosyal Yardım/Refah" işlemine indirgeme riski taşımaktadır.
​Mesleki Yetki Karmaşası: Kanunda yer alan "sosyal çalışma görevlisi" şeklindeki torba tanım; sosyal hizmet uzmanlığı, psikoloji ve sosyoloji gibi disiplinlerin özgün yetkinlik sınırlarını muğlaklaştırmıştır. Bu rol belirsizliği, çocuk koruma sisteminin omurgası olan "vaka yönetimi" (case management) liderliğini zayıflatmakta ve hizmet kalitesinde standart sapmalara yol açmaktadır.
​2. Kritik Eksiklik: Temsiliyet ve Katılım Hakkı
​Analiz edilen en hayati "çatı sorun", koruma altındaki çocuğun hukuki temsiliyetindeki boşluktur. Çocuklar; eğitim, sağlık ve bankacılık gibi en temel medeni haklarını kullanırken yasal temsilci yokluğu nedeniyle halen biyolojik ailenin (geçmişin) gölgesinde bırakılmaktadır. Çocuğun, kendisiyle ilgili hayati kararların alındığı yargısal süreçlerde bağımsız bir savunucudan (sosyal hizmet uzmanı ve avukat) yoksun olması, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin "katılım" ve "üstün yarar" ilkeleriyle açıkça çelişmektedir.
​3. Stratejik Eylem Planı ve Gelecek Vizyonu
​Sistemdeki tıkanıklığı aşmak, ancak kademeli ve bütüncül bir reform süreciyle mümkündür:
​Kısa Vadeli Hedef: Çocuğun sesini sisteme dahil edecek "bağımsız temsilcilik" (kayyum) mekanizmalarının standartlaştırılması ve her çocuk için şeffaf bir "Bireysel Gelecek Planı"nın hayata geçirilmesi.
​Orta Vadeli Hedef: 5395 Sayılı ÇKK’da yapılacak köklü bir değişiklikle, sosyal hizmet uzmanının "vaka yöneticisi" olarak yasal özerkliğinin iade edilmesi ve uzman personel üzerindeki iş yükünün uluslararası standartlara çekilmesi.
​Nihai Hedef (Makro Reform): Dağınık ve zaman zaman çelişen mevzuatı (2828, 5395, TMK) tek bir güçlü çatıda birleştiren, koruyucu aileyi bir "bakım tedbiri" olmanın ötesinde profesyonel bir sosyal hizmet modeli olarak tanımlayan *müstakil bir "Koruyucu Aile Kanunu"*nun yürürlüğe konulması.
​Sonuç olarak bu rapor; çocuk koruma sistemindeki sorunları münferit uygulama hataları değil, mevzuat tasarımından kaynaklanan yapısal sorunlar olarak değerlendirmektedir. Hedeflenen dönüşüm, Türkiye'nin sosyal devlet kimliğini "şekilsel bir prosedür" olmaktan çıkarıp, her çocuğun güvenli, sevgi dolu ve profesyonelce yönetilen bir aile ortamında büyümesini sağlayacak gerçek bir "hak temelli koruma sistemine" evriltecektir.

  
43 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın